Uçak Rötar Yapınca

Bu olayı birkaç ay evvel yaşadım. İş için İstanbul da dolaşıp bağlantılar yapıyorduk. İzmir’e gitmemiz gerekiyordu. Hava alanlarında uzun süre beklemek, uçakların gecikme yapması, son dakikadaki aksiliklerden zamanında yetişemeyerek uçağı kaçırma vs. . . . yerine ortağımın ısrarı ile gemi ile gitmeğe karar vermiştik. Tamam yolculuk daha uzun sürecekti ama hiç olmazsa gece, içinde duşu, tuvaleti, yani lüzumlu her şeyi bulunan gemide dinlenecek ve lüks restaurant da güzel bir aş yiyip içerek zaman geçirebilecektik.

Karaköy de limana geldiğimde Kemal daha ortalarda görünmüyordu. Çok iyi bir insan, ortak olmasına karşın biraz rahattı. Zaten her zaman geç kalır hep son anda menfaat gelir, herkesi heyecandan heyecana sürüklerdi. Hatta birkaç sefer uçağı, treni bile kaçırmıştı. Bu nedenle biletleri daima ben yanıma alırdım. Ne olur ne olmaz. . . . Gemi rıhtımdaydı ama daha yolcu almıyordu. Yolcu salonu önündeki banklara, çantamı bacaklarımın arasına sıkıştırıp, oturup insanları seyretmeğe başladım. Bagajı elinde koşuşturanlar, nereye gideceğini bilmediğinden kaybolanlar, hamalların peşinden yetişmeğe çalışanlar, sürünerek dolaşanlar, vedalaşanlar, bağırarak konuşanları seyretmek çok eğlenceliydi. Sonra ortalarda ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden dolaşan kısa kara saçlı, üzerinde bir yağmurluk olan kot pantalonlu kıza gözüm takıldı. Bakışları ile bir şeyler aramaktaydı. Sonunda, bitkin bir halde gelip yanıma oturdu. Birkaç dakika sonra dayanamayarak sordum

– Birini mi bekliyorsunuz yoksa geminizi mi arıyorsunuz Bayan ?

– Hayır. . . Kimseyi beklemediğim gibi gemi filan da aramıyorum. Gidecek yerim yok. Geceyi geçirebileceğim emin bir yer arıyorum. Hem böyle nereye gidebilirim ki diye devam etti. Siz nereye gideceksiniz ? cevaba çok şaşırmıştım.

– İzmir’e iş için gidiyoruz.

Ne kadar şanslısınız. Ben de İzmir’i görmek, dolaşmak isterdim. . . . . . . Geminin kalkmasına yirmi-yirmibeş dakika kalmıştı. Kemal asla bu kadar geç kalmazdı. Anlaşılan geç kalacak diye düşünerek kalkıp yürürken cep telefonum çaldı. Oydu, trafikten yetişemeyeceğini, benim gitmemi, dönüşte işlere devam edeceğimizi söylüyordu. Benimde çakan şimşek ile ani art dönüp kıza yaklaştım.

Arzunun gerçekleşmesini istermisin ? diye cüretkar bir tonda sordum. Şaşırarak başını kaldırıp yüzüme dalga geçip geçmediğimi anlamak istercesine bakarken beni süzüyordu.

Gerçekten bunu yaparmısınız ??????

Tabii, bagajın nerede ?

Bagajım yok ki, zaten üç gündür sokaklardayım. Beni değil İzmir’e Sibirya’ya bile götürmeğe kalksanız ayrım etmez. Ama güneşli, sıcak yerleri tercih ederim.

Haydi beni takip et o zaman diyerek rıhtıma yürüyüp biletimi ve çantamı kontrolöre uzattım. Bir kamarot, bana derhal üst güvertedeki kamaramı gösterip eşyalarımı yerleştirdi, biletimi zımbaladı. Hava alacak gibi aşağı inip şaşkın ve umutsuz bakışlarıyla beni takip eden yabancıma yaklaşıp,

Haydi binelim yoksa geç kalacağız. . . . . . dediğimde inanamayarak yüzüme baktı sonra daha içten bir hava vermek için mi yoksa kendini daha güvende duymak için mi bilemiyorum elimi tuttu ve beraber gemiye doğru yürüdük. Tam zamanında pasrelden gemiye bindik. Birkaç dakika sonra de gemi demir alıp rıhtımdan uzaklaşmaya başladı.

Dar koridorda karşılaştığımız Kontrolör kızı şüpheci tavırlarla iyice süzdü, “Birlikteyiz “deyince kenara çekildi. . . Kabine girip kapıyı kapattık. Deminden beri tuttuğumuz nefeslerimiz süratle dışarı fırlarken ıslık gibi bir sese sebep oldu. Koltuğa yan yana çöktük. Birkaç saniye sonra birbirimize bakıp gülümserken ;

Merhaba ve teşekkürler. Ben Hatice. . . . .

Ben de Erkan. Bu kadar sakin olup ve cesaret gösterebileceğimi bilmiyordum. Zannedersem şimdi her şey Ok. Artık çekinecek bir şey kalmadı !!!

Kabini keşfetmeye çalıştık. Kemal doğru söylemişti, ufak küvetli bir banyo, havlular, tuvalet, lavabo, basit ama lüzumlu hela malzemeleri kısacası seyahatte gerekebilecek her şey vardı. Aslında bunlara daha çok Hatice ‘nin ihtiyacı vardı.

Haydi şunları bir dene de, sonra gidip bir şeyler atıştıralım, acıktım. . . . Birkaç dakika sonra kızın üstündeki toz toprak temizlenmiş, oradaki tarakla da saçlarına biraz çeki tertip verince yüzünde hoş bir ışıltı belirmişti.

Birinci güvertedeki kafeteryada biraz oturup birer tost atıştırıp havadan sudan konuştuk. Güneşlenmeğe, kenarda kağıt, tavla oynamaya çalışanları seyrettik. Kamaraya dönüp biraz elbiselerimizle yatağa uzanıp biraz uyuduk. Kamaraton aş servisi başladı diyerek koridorda dolaşmasına uyanıp kalktık. Daha sonra da yemeğe gittik. Restaurantdaki atmosfer gerçekten lükstü. Kapıdan girer girmez, gülerek karşılandık ve elimize bir aperatif tutuşturdular. Enfes bir aş yerken şarap, kahve ile de hususi bir likör içtik. Yemekte bana hikayesini anlatmaya başladı. 21 yaşındaydı ve güneyde A. . . . . . . . . . . . . . . civarındandı. Altı ay kadar evvel 25 yaşında bir yakışıklı bir gence aşık olup her şeyini bırakıp oğlanı takip ederek arkasından soluğu burada almıştı. Ama kısa bir süre sonra sadece bir yaz maceracısının kurbanı olduğunu anlamış. Oğlanın pek de sağlam ayakkabı olmayan kumarbaz bir sürü arkadaşıyla aynı evde kalmak zorundaymış. Oğlan kaybettikçe daha çok paraya ihtiyaçları olmaya başlamış. İkinci şişe şarap Hatice ‘ nin daha çok detaylı olarak anlatmasına muavin olmaktaydı. Diğerleri yanında çekinmeden kızı aşağılamaya, fena davranmaya başlamıştı. Geçen hafta arkadaşı ve diğerleri bir hayli içip iyice sarhoş olduklarında ani sevgilisi onu masaya çıkartıp eteğini yukarı sıyırıp donunu indirerek edep yerlerini diğerlerine kahkahalarla göstermiş, diğerlerinin de yiyecek gibi bakışları kızı rahatsız etmişti. . 3 gün evvel de kumar ani strip pokere dönüşüp kızı soymaya başlamışlar. Bir ara iyice kafayı bulan erkeklerden biri kızın göğüslerini bacak arasını okşamak isteyince erkek arkadaşı diğerine bunları veya öbür şeyler de yapmak istiyorsa evvel nakit ödemesi gerektiğini söyleyerek tartışmaya başladıklarında gittikçe ısınan ortamdan rahat ama kendine özgü ahlak değerleri olan Hatice, ani bire orta malı olmamak, orospular gibi pazarlanmamak için ayak uçlarında yavaşça toparlanıp kendini derhal sokağa atmış. Cebindeki üç beş kuruş da bitince o günden beri de beş bedava sokaklarda dolaşıp durmaktaymış Sağda solda atılan laflara, yapılan uygunsuz tekliflere de kendini bu düşürdüğü için oğlana lanetler sayarak, bağırıp çağırarak karşı koymuş ama ben olmasaymışım daha ne kadar dayanabileceğini kestiremiyormuş.

Yemek sonunda Hatice iyice gevşemiş, rahatlamış, yanakları pembeleşmiş, zarif, ince hatlı hoş yüzünde oluşmaya başlayan gülümsemelere karşı lakayıt kalmam zorlaşmaktaydı. Geç zaman kamaraya döndüğümüzde yataklar hazırlanmıştı. İçeri girdiğimizde ;

Burası sıcakmış. Banyo yapsam iyi olacak. Duşunu kullanabilirmiyim, dedi.

– Tabii ki, İstersen dışarı çıkıp bekleyebilirim ! dediğimde tereddüt etmeden,

Hayır kalabilirsin, varlığın beni rahatsız etmiyor. Bilmiyorum sebep ama sana güveniyorum.

Yatağa oturdum, Hatice de tam karşımda ayakta durarak, kazağını, sonra da sweet shirt ‘ünü en sonunda da sutyenini çıkartıp normal irilikteki ama dik göğüslerini ortaya döktü ben de bu arada elbiselerini askılara asmaktaydım. Birden;

Kotunu çıkartmana yardım edebilirmiyim sorusu ağzımdan dökülüverdi.

Tabii. . . . . . . . haydi gel !!!!

Teker teker kotun düğmelerini açtım ve altında donunun olmadığını gördüm. Aslında kalçalarının arasına kumaşın bu denli sıkışmasından altında bir şey olmadığını tahmin etmeliydim. Bakışlarımı kadınlığına elimde olmadan mıknatıslayarak kotu bacaklarından sıyırdım. Çok hoş görünen dudakçıklara indikçe azalan, az kıllı, bir koyu organı vardı. Kadınlık dudakçıkları o kadar ayrık duruyordu ki arasından klitorisi ve amının kenarları görünüyordu. Yaşadığı fena günleri hatırlatmamak için istemeyerek art çekildim. Birkaç saniye daha süzdükten sonra;

– Biliyormusun sen çok aslında çok güzelsin!!!!!

Şaşırarak sadece gülümserken gözlerini kırpıştırarak teşekkür etti. Duşa girdi ve suyun sıcaklığını ayarlayana kadar seyretmeğe zevkle devam ettim. Sonra kalkıp valizimden şampuan çıkartıp ;

Saçlarını bununla yıka diyerek uzattım. Ayrıca gövde şampuanı da var. Uzanıp aldı ama sırtına eli yetişmeyince duraklamasından ve hafifçe yan dönerek bana soru sorarcasına bakması üzerine ;

Yardım etmemi, sırtını yıkamamı istermisin ?

Evet ! Sevinirim. Diyerek gülümsedi. . .

O saçlarını şampuanlarken ben de gövde şampuanını omuzlarına ve sırtını yıkarken önünü dönüp kollarını yukarı kaldırarak beklemeğe başlayınca bana sadece devam etmek kaldı. Az sonra ellerimin altında sertleşmeğe başlayan göğüslerine, düm düz karnına ve baldırlarının üst kısımlarına yayarak sürüp sabunlamaya başladım. Ellerim göğüs altlarından göbeğine, karnına ve üçgenine doğru inerken kot arasında sıkışıp, sürtünmeden iyice tahriş olup kızarmış dudaklılara daha çok hırpalanmasın diye dokunmamaya itina yıkamaya başladım. Daha da ileri gidip ellerimi aşağılara, bacak arasına sokup vajinasını üstten ovuşturmaya başladım. Ani daracık kabinde yan döndü. . . . ve bacaklarını aralayarak elimin araya daha rahat girmesine imkan yarattı. O kadar yumuşaktı ki her şeyi unutmaya başladım. Hatice ‘nin nefes alışları git gide hızlanmaktaydı. O anda kendini mecburi hissetmesini istemeyerek durmaya karar verip, bacaklarını ve ayaklarını yıkadım. Yavaşça döndürüp sırtını sabunlamaya başladım. Ellerimi devam etmemi istercesine, tutup aşağılara doğru indirdi. Az sonra ellerim kalçaları ve kıvrımları arasında dolaşmaya başlamıştı. Parmağım anüsünün etrafında daireler çizmeğe başladığında derinden bir iç çekti. Öne doğru eğilerek, yine bacaklarını araladı, elimi tutarak kadınlığının üzerinde gezdirmeğe başladı. Ani bire karşıma çıkan bu imkan inanılmayacak kadar harikaydı. Dizlerimin üzerine otururken, beni git gide çıldırmaya başlayan götüne ve dudakçıkları iyice açılmış, ortaya çıkmış amına uzun uzun baktım. Elimi orada bırakıp saçlarını yıkamaya başladı. Yüzüne yayılan sabundan gözlerini açamadığından yararlanarak bir parmağını amına soktum. Vajinasının sıcaklığı ve kayganlığı, üzerinden akan serin suyla bir tezat oluşturuyordu. Genç kız kadınsal olgu ve reflekslerinden bir şey kaybetmemişe benziyordu. Birinciyi ikinci bir parmakla talip ederek içine giriş çıkışlarımı hızlandırdım. Nefes alışları git gide belirginleşerek sesli bir hale dönerken ani elini bızırına koyup, kendini şiddetle okşamaya başlamasını zevkle seyrettim. Birkaç saniye ona kendini denetim edemez bir şekilde boşalmasına yetti. Onu durularken, hala yarı kapalı gözlerle bana bakıp

Ne kadar uzun zamandan beri canım çekiyordu böyle bir şeyi, çünkü O, yani benimki değil benimle ilgilenip sevişmek, oyundan fırsat bulup da yatağa bile gelemiyordu.

Hatice kurulanırken ben duşa girmek için soyunmaya başladım. Donumu çıkarttığımda, kıza yaptıklarımdan etkilenen ufak oğlan amade ola geçmişti bile. Kalkıp yere enlem ileri uzanmış sikime ilgiyle bakarak

Bakıyorum, sağlığın da epeyce yerine gelmiş !!!!!!!!

Kabin aralığı ve içi arasındaki yerlerimizi değiştirdik. Gidip yatağın kenarına ilişerek yıkanmamı seyretmeğe başladı. Tahrik olmaktan kızarmış şişmiş sikimi yıkarken “ Hummm ” dedi. Durulanıp çıktığımda, kurulamayı öneri ederek havluyu elimden aldı bütün vücudumu okşarcasına kuruladı. Yine yatağa oturarak yaklaşmamı işaret etti. Sikimi eline alarak, tıpkı biraz evvel benim onun amını incelediğim gibi epeyce ilgiyle seyretti. Sonra ani eğildi ve çabucak ağzına sokarak süratle dilinin üzerinde götürüp getirerek emmeğe başladı. Saçlarında yakalamış her ağzına sokuşundan daha güçlü bastırarak boğazının dibine kadar sokmaya çalışıyordum. İki dakika sonra bu işlemim sonunda güçlü bir şekilde boğazına fışkırmaya başladım. Bir miktarını yuttu. Dışarı taşanları havluyla sildik. O derin derin nefes alarak, hala yatağın kenarında otururken, ayrık bacakları arsına başımı soktum. Kadınlığını bu kadar yakından görmeğe dayanamayarak, kılları zevkten dikilmiş, dudakçıkları tamamen gerilip ayrılarak pembe bızırını ve içinden biraz o tatlı mayhoş kokulu sularının dışarıya taşmaya başlamış olduğu amı zevkle seyrettim. Sanki gemi dalgalar arasında daha hızlı sallanıyor gibi gelmeğe başlamıştı. Önümde, bacaklarını tamamen açarak ortaya cinsel organın her tarafını yalamaya başladım. Dil atmaya başladığım klitorisi deminki mastürbasyondan dolayı çok hassaslaştığından beni amına doğru yöneltti. Yalamalarımdan zevklenmeye başladığını görüp sikim eski halini dik ve katı almaya başlayınca;

Sırt üstü yat ve dizginleri bana bırak. ATA bineceğim, dedi.

Dediğini ikiletmeden kalkık sikim havada sırt üstü uzanınca üzerime çıkıp, eline alıp kadınlığına yöneltti. Sikimin başını yaş deliğine sokarken zorlandı. Tamamen içine kayması için iki üç sefer denemek zorunda kaldı. Aslını söylemek gerekirse benimki uzun değil ama kalındır. Bu da dar amlı kadınlara girerken aka bir mesele oluyor. Geminin sallantıları yardımıyla üzerimde deliler gibi gemi azıya aldı. Amının içindeki kasılmaları hissediyordum. Organım üzerinde, her sefer dışarı çıkma riskiyle karşı karşıya kalacak şekilde inip kalkmaya başladı. Sikimin içinden çıkmaması için dikkatlice üzerime uzanıp sürmeğe, bilhassa de üçgenini benimkine sürtmeğe başladı. İleri art her hareketinde bacak aramda ve sürtünmeden kaynaklanan bir sıcaklık gitgide yükselmekteydi. Sikim amına süratle girip çıkarken ben de abes durmayıp elimle bedenimde seyahat eden göğüslerini okşamaya çalışıyor, delicesine dudaklarını öpüp yalıyordum. Hızla nefes almasının yerine az sonra çığlıklar almaya başladı. Kasılmaya, titremeğe başladığını görüp geldiğini anlamamla, deminden beri spermlerimin fırlamasını engellemek için kendimi sıkmaya abes verdim ve bende ağzımdan yükselen inleme sesleri ile ona katılıp vajinasının içine kuvvetlice fışkırmaya başladım.

Sikim hala içinde dururken üzerine tamamen uzanıp eğilip uzun süre beni ufak öpücüklere boğdu. Geminin beşik gibi sallantıları içinde uyumuşuz.

2-3 saat kadar sonra güçlü bir sarsıntıyla uyandık. Sikim hala sımsıcak amının içinde ve birbirine karışmış apış arası kıllarımız da karışan orgazm sularımızdan vıcık vıcıktı. Kalkıp banyoya girdi, kapıyı kapatmadan yüzü bana dönük olarak bacaklarını daha iyi görebilmem için iyice yana aşarak işemeğe başladı ben de heyecanla seyrettim. Sonra striptiz yaparcasına ağır hareketlerle kurulanırken işemeğe ihtiyacım olup olmadığını sordu. Zorlukla yerinden doğrulup klozete yaklaşırken

Sen işerken elime alıp oynayabilirmiyim ? Bir erkek işerken, onu tutmayı çok istedim ama fırsatım henüz hiç olmamıştı da, dedi.

Diğer konularda olduğu gibi, spontane davranması çok hoşuma giderek elini alıp sikimin üzerine getirdim ve ben işerken elindeki sikimi bir hortum ile çim sular gibi saya sola döndürerek oynayıp işetirken, ben o ana kadar hayatımda tatmadığım vücudumu saran tuhaf bir ürperti duyarken, o ağzından hayranlık dolu sesler çıkarttı.

Bu ufak gösteriden sonra yatağa döndüğümüzde bacaklarını ayırarak;

– Haydi gel, daha doyamadım, canım yine istiyor, dedi.

Dudakçıkları elleri ile ayırıp daha şimdiden ıslanmış amını bana göstermeğe başladı. Bacakları arasında yerimi alıp yarı kalkıp sikimi amının üzerinde gezdirerek hem onu hem de kendimi iyice hazırladığımda seslerimiz tamamen değişmiş bizi bekleyen sevişmeden öbür bir şey düşünemez hale gelmiştik. Bacaklarını omuzlarıma kadar kaldırıp evvel yavaşça iri başı sonrada katı kalça hareketleri ile tamamını soktuğumda ayakları yanaklarımda titreyerek oynamaya başladı. Birkaç sefer yüklendikten sonra sikimi çıkartıp önümdeki amın enfes görüntüsünü seyrettim. Dudakçıkları zevkten tamamen ayrılmış, ufak pembe delik iyice ortaya çıkmıştı. Dayanamayarak eğilip birkaç dakika yaladım, dilimi girebildiğince derinlere sokarak içerdeki suyu koklayıp, yutarken Hatice ufak çığlıklar atıyordu. Yine ama bu kere tek seferde girip amının dibini bulduğumda bacakları sanki havada asılı kaldı. Zevkten kudurmak üzereydik ama ikimizde bu hatıra uzatmak için kendimizi tutuyorduk. Kendimi 4-5 dakika kadar denetim edebildim. O bu arada bitkinliğin uç sınırında, çığlıklarla birinci orgazmını yaşamış ikinciye hazırlanıyordu. Bir ara dışarı kayan sikimi götüne yöneltip itirazlarına karşın biraz bastırdığımda başı girmişti. Birkaç saniye sonra kendiside bu kadar basit girmesine ve düşündüğünden çok daha az canının yanmasına şaşırarak “Yavaş lütfen, olur mu “diye ricada bulunarak kendini tamamen bıraktı. Artık amından daha dar olan bu deliğe hırsa girip çıkmaya başlamıştım İkimizde haykırmakta, oflayıp puflamaktaydık. Yine amına dönüp de süratle sikmeğe devam etme ile içindeki baskıdan kurtulmanın verdiği rahatlıkla ve amının sikilmesinden zevkle kıvranmaya başladı ve az sonra da haykırışları iyece artarak orgazma ulaştı. Gücümün son demlerinde birkaç giriş çıkış daha yapıp tam boşalacakken çekip götüne azcık sokup spermlerimi bu sefer oraya boşaltmaya başlamamla ani zevkten bağırmaya ve yine kıvranmaya başladı. Oradan da çıkartıp art kalan damlaları karnının üzerine saldım. Ellerimle menileri karnına yayarken o da bana katılıp bulduğu suları göğüslerine, sonra da yaş parmaklarını ağzına sokup yalamaya başladı. Normale dönmeğe başlayınca arkasını dönüp bacağını kaldırarak sokulup yatmamı istedi. Sımsıkı sokularak uzandığımda, bacağını indirip sikimi kalçalarının arasında hapsetti. Başını yüzüme döndürüp bir öpücük verdi ve kalçalarını oynattırarak ;

İçime sokarmısın onu lütfen, İçimde bir yarak varken uyumaya bayılıyorum, Bana bir kadın olduğumu hissettiriyor da. dedi. Geminin İzmir ‘e varma saati öğleye kadar o şekilde sikim sıcak ve yaş fırınında uyuduk. İzmir’e ilk indiğimizde üzerine daha düzgün birkaç giyecek ve makyaj malzemesi aldım. Gerektiği gibi giyinip, süslenince hakikaten çok güzel bir kız olduğu derhal belli oluyordu. Evine dönmesi için nakit verebileceğimi söylediğimde kabul etmedi ama İzmir’de kaldığım üç gün içinde otelde benle kalmak istedi. Ben de zevkle kabul edip otele gittik. Gündüzleri iş peşinde koşup geceleri otelde Hatice ile saatlerce sevişiyor, zevkten zevke, orgazmdan orgazma uçuyorduk. Üçüncü gece otele döndüğümde sevinçle karşıladı ve beni dışarıda yemeğe çağrı edince şaşırdım. Ben yokken o da gazetelerdeki ilanlara telefon ederek kendisine iş aramış ve birkaç tanesiyle gidip görüşmüş ve sonunda da güzel bir şey yakalamış, görüşmeye gidip anlaşıp hatta biraz avans bile almıştı. Beni iyi bir yere götürmek istedi ama paraya ev kirası, eşya, yeni giyecekler, öbür ihtiyaçlar vs gibi şeyler için çok ihtiyacı olacağını söyleyerek karşı çıktığımda Hayatımda ilk kere bir erkek beni benden daha çok düşünüyor. Bunun ne kadar mühim ve güzel bir his olduğunu bir kadın olmadan asla anlayamazsın. İyi ki seni limanda takip etmişim de o batak ve sonu belirsiz hayattan kurtulmuşum. . . . . . Sana Binlerce Kere Teşekkür Ediyorum. . . . . . . . . . diyerek gözlerinden akan birkaç damla yaşı saklamaya çalıştı. Uçakla dönecektim. Benimle hava alanına kadar geldi. Vedalaşırken, istikbal sefer İzmir’e geldiğimde mutlaka kendisini aramam, onun evinde kalmam için yeminler verdirerek ve benim adres ve telefon numaramı da aldı, hüzün ve istikbal seferin sevinciyle ayrıldı.